Diabet Konuları

Şeker Hastalığı ve Tedâvisi

Prof. Dr. H. Hüsrev Hatemi

      1-     Diabet nedir?

·      Şeker Hastalığı ve bilimsel adıyla diabet hastalığı, gerektiği şekilde kullanılamayan glikozun (şekerin) kanda yükselmesi, böbreklerin bu yükselmiş şekerin idrardan geri kazanımını (geri emilimini) sağlayamadıkları için idrara şeker kaçması demektir.

 

2-     Diabet sadece şeker yükselmesi mi demektir?

·      Kanda şeker yükselmesi ve idrarda şeker bulunmasından söz etmekle, bütün diabeti tanımlamış olmayız. Şeker yüksekliği ve idrarda şeker, diabet hastalığının aranması ve bulunmasında önemlidir.

 

3-     Şeker düzeyi düşerse diabet iyileşir mi?

·      Şeker Hastalığı, kanda şeker yüksekliği ile tanındıktan ve tedâviye başlandıktan sonra idrardan şeker kaybolur. Kan şekeri açlıkta 100 miligrama kadar düşebilir. Bu dönemde “diabet kayboldu, hasta diabetten kurtuldu” diye düşünmemeliyiz. Çünkü aynı hastanın ilaçları bırakıp diabet diyetini terk etmesi hâlinde şeker düzeyi yine çok yükselir, idrarda şeker tekrar ortaya çıkar.

 

4-     Diabet, kan şekerinin yükselmesiyle ortaya çıkar diyoruz. Kan şekeri değerleri normalde değerleri nasıl olmalıdır?

 

Normal bir kişide

Açlık kan şekeri: 100 mg veyâ daha düşük

2 saatlik tokluk kan şekeri: 140 mg veyâ daha düşük

olmalıdır. Diabetik demek için açlık kan şekeri 125 mg veyâ daha yüksek, tokluk kan şekeri ise 200 mg üzerindeki olmalıdır.

 

 

Açlık kan şekeri

2 saatlik tokluk kan şekeri

Normal

100 mg veyâ altında

140 mg altında

Bozulmuş glikoz toleransı (diabet adayı)

100-125 mg arasında

141-200 mg arasında

Diabetik

125 mg üzerinde

200 mg üzerinde

 

5-     Diabet tek bir tablo hâlinde mi ortaya çıkar? Başka şekilleri var mıdır?

·      Diabet hastalığı tek tipte değildir. Eskiden “gençlik diabeti” adı verilen şeklinde insüline gereksinme kesindir. Günümüzde bu diabet tipine “insüline bağımlı diabet” veyâ “tip 1 diabet” adını veriyoruz. Genellikle tip 1 diabet 30 yaşın altında, hattâ çocuklukta başlayabilir.

Tip 1 diabet, insülin hazırlayan pankreas fabrikasının artık insülin salgılayamaz hâle gelmesinden, iflas etmesinden kaynaklanır. İnsülin yokluğu söz konusu olduğundan, insülin yokluğunda hasta komaya girer. İnsülin yokluğu insülin verilerek tedâvi edilmezse, hastayı kaybederiz.

 

6-     Gençlik diabeti (tip 1 diabet) için insüline bağımlı diabet diyoruz. Erişkin diabetiklerin insülin ihtiyacı yok mudur?” suali akla gelebilir. Erişkin diabeti (Tip 2 diabet) genellikle toplu veyâ şişman, hipertansiyona ve kan yağlarının yükselmesine eğilimli olan kişilerde, 35 yaş üzerinde başlar. Başladığı dönemden 5-12 yıl gibi bir süre geçmedikçe insülin ihtiyacı ortaya çıkmaz.

 

Çünkü tip 2 diabette insülin yokluğu söz konusu değildir. Tip 2 diabet, insüline karşı vücut hücrelerinin cevapsızlığı ile ortaya çıkar. İlk yıllarda insülin yokluğu değil, insülin enflasyonu vardır. Bu sebeple hastaların iştahı açılır, iştah açılınca şişmanlama artar. Şişmanlık arttıkça insülin artar. İnsülin arttıkça şişmanlık tekrar artar.

Bu kısır döngünün sonunda pankreas merkez bankası insülin emisyonu yapamaz. Çünkü aşırı çalışma sebebiyle iflas etmiştir.

Böylece, insülin eksikliği, tip 2 diabette de başlamış olur.

 

7-     Diabet ne gibi komplikasyonlara yol açar?

·         Diabet komplikasyonları çok çeşitlidir. Diabetin tehlikeli bir hastalık olması bundandır. Diabetiklerde damar hastalığı vardır. Göz dibi damarlarının hastalığı diabetik körlüğe kadar gidebilir. Kalb damar hastalığı miyokard infarktüsüne, böbrek damar hastalığı ise, diabetiklerde üre yükselmesine, dializ ve transplantasyon gereksinimine götürebilir.

 

8-     Ne yapmalı?

·          Diabet tanısı konmasından sonra bazı diabetikler tuhaf bir düşünce zincirine tutsak olurlar. Sanki diabet, kendi bedenlerinde ortaya çıkmış bir arıza değil, kişilik sahibi bir cin, bir kötü ruhmuş gibi imajlar yaratarak “diyet yaparak diabete yüz vermiyeyim. Şu diabet hınzırını şımartmaya gelmez. Ben oralı olmazsam bir gün onu gafil avlayarak hakkından gelirim” gibi efsaneler yaratırlar. 1980 li yıllara kadar halkımız daha naif olduğundan bu cümleleri hekimler karşısında da kullanırlar, meselâ açıkça “bir gün bu diabetin boynunu kırıverecem” derlerdi.

 

1980’den sonra ise diabetiklerin çoğu, kendilerini Köroğlu veyâ halk kahramanı görmek yerine, kader mahkûmu görmeye başladılar. Kendilerini kahraman görenler diabeti şımartmak endişesindeydiler. Kader mahkûmları ise, pasif bir kendini bırakmışlık içindeler. Doğru olan, diabeti bir hastalık olarak görmek ve ona karşı önlemler almaktır.

 

9-     Diabet Tedâvisi ne gibi ilkelere dayanır?

·          Diabet, insülin etkisizliği veyâ insülin yokluğuna bağlı olarak kan şekerinin yükselmesi demek olduğuna göre diabet tedâvisi ilkeleri:

a-     Diyete uymaktır. Günlük gereksinim kadar karbonhidrat ve yağ almak, şişmanlığı arttırmamak, vücut ağırlığını azaltmaktır. Sanıldığının aksine diyetin önemi geçmemiştir. Diabette diyet, ilaçlardan önemlidir.

b-    Hareket, insülin ihtiyacını azaltır. Beden faaliyeti hâlinde kaslar, kandan glikozu daha fazla çekerler. İnsülin ihtiyacı azalır. 

c-     Ağızdan alınan diabet ilaçları

d-    Tip I diabette insülin tedâvisi zorunludur. Tip 2 diabette ise, bir süre sonra zorunlu olabilir.

e-     Diabetin izlenmesi

f-      Kan şekerine bakma sayısında tavan sınırı yoktur. İstendiği kadar kan şekeri ölçümü yapılabilir. En az sayı olarak diabetik bir kişi, haftada 2 defa kan şekeri tayini yapmalı bunun biri açlıkta, diğeri toklukta olmalıdır.

 

Diabetiklerde yılda 3-4 defa diabet polikliniği kontrolü yapılmalı, hemoglobin A1C, kreatinin, kolesterol ve trigliserid miktarı ölçülmelidir. Yılda 1 veyâ 2 defa, idrarda mikroalbümin ölçülmeli, yine yılda 1 veyâ 2 defa bir göz hekimi tarafından, göz dibi damarları kontrolü yapılmalıdır.